Her sezon değişen vitrinler, bize sürekli "bunu giymelisin" diye fısıldar. Oysa gerçek şıklık, son çıkan trendi körü körüne takip etmekte değil; aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiyi en iyi yansıtan parçayı bulmakta saklıdır. Benim stil anlayışım basit bir kurala dayanır: Moda geçicidir, ancak vücut ölçülerini ve kendine yakışanı bilmek kalıcıdır. İşte gardırobunuzu bir "depo" olmaktan çıkarıp, sizi yansıtan bir "koleksiyona" dönüştürmenin yolları.
Etiketlere Değil, Santimetrelere Güvenin
Bir markada 36 bedenken diğerinde 40 beden olabilirsiniz. Bu kafa karışıklığı, çoğu kadının yanlış kıyafet seçmesindeki temel sebeptir. Stil sahibi olmanın ilk kuralı, ölçülerle barışmaktır. Omuz genişliğinizi, bel kavisinizi ve bacak boyunuzu milimetrik olarak bilmek, online alışverişlerde hayal kırıklığına uğramamanızı sağlar. Kıyafetin bedeni değil, üzerinizdeki "duruşu" önemlidir.
'Bana Yakışan' Filtresi
Düşük bel pantolonlar veya neon renkler moda olabilir. Ancak bu, sizin giymeniz gerektiği anlamına gelmez. Kişisel stil, trendleri bir süzgeçten geçirme sanatıdır. Vücut proporsiyonunuzu kesmeyen, ten renginizi solgun göstermeyen ve içinde kendinizi "siz" gibi hissettiğiniz parçalar, en pahalı trend parçasından daha değerlidir.
Terzi Dokunuşu: Kıyafeti Kendinize Göre Uyarlayın
Mağazadan aldığınız bir ürün, nadiren üzerinize kusursuz oturur. Şık kadınların en büyük sırrı, iyi bir terzidir. Ceket kolunu bilek kemiğinde bitirmek, pantolon paçasını ayakkabıya göre ayarlatmak veya beli daralttırmak...Bu küçük dokunuşlar, sıradan bir kıyafeti "haute couture" (özel dikim) havasına sokar.
Moda dergileri size ne giymeniz gerektiğini söyleyebilir, ama nasıl taşıyacağınızı sadece siz belirlersiniz. Vücudunuzu sevin, ölçülerinizi tanıyın ve sadece size yakışanı giyme cesaretini gösterin. Unutmayın; en güzel kıyafet, özgüvendir.
0 yorum