Senegal'de Bir Yabancı Olmaktan, Aileden Biri Olmaya

Senegal'de Bir Yabancı Olmaktan, Aileden Biri Olmaya

Yazar: Demet Yakın

Eylül 2024'ten beri bir Senegalli ile evliyim. Bu evlilik sayesinde yalnızca farklı bir ülkeyi değil, aynı zamanda farklı bir kültürü, yaşam biçimini ve insan ilişkilerini de yakından tanıma fırsatı buldum.

Senegal'e ilk kez geldiğimde her şey bana yabancıydı. Dil farklıydı, gelenekler farklıydı ve günlük yaşam alıştığım düzenden oldukça uzaktı. Ancak zaman geçtikçe fark ettim ki Senegal'i özel kılan şey ne plajlarıydı ne de turistik yerleri.

Senegal'i özel kılan insanlarıydı.

Burada sık sık duyduğum bir cümle var:

"Sen artık bizdensin. Sen gerçek bir Yaye Fall'sın."

İlk duyduğumda bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum. Sonra bunun, bir yabancının toplum tarafından kabul gördüğünü ifade eden sıcak bir söz olduğunu öğrendim.

Aslında bana söylenen şey şuydu:

"Artık misafir değilsin, aileden birisin."

Senegal'de beni en çok etkileyen konulardan biri insanların birbirleriyle kurduğu bağ oldu. Aile kavramı yalnızca anne, baba ve çocuklardan oluşmuyor. Büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, teyzeler, kuzenler ve hatta komşular da bu yapının doğal bir parçası.

Bir kişinin sorunu çoğu zaman herkesin sorunu oluyor. Bir mutluluk yaşandığında ise o mutluluk birlikte kutlanıyor.

Bu yaklaşımın temelinde Senegal kültürünün en önemli değerlerinden biri olan Teranga anlayışı yatıyor. Teranga çoğu zaman "misafirperverlik" olarak çevrilse de aslında bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Paylaşmayı, dayanışmayı, cömertliği ve insanlara kendilerini değerli hissettirmeyi kapsayan bir yaşam biçimi.

Senegal'de geçirdiğim süre boyunca Teranga'nın yalnızca bir kelime olmadığını, günlük hayatın içinde yaşayan bir değer olduğunu hissettim.

Elbette Senegal kusursuz bir ülke değil. Günlük hayatın zorlukları burada da var. Ancak insanların hayata bakışında dikkatimi çeken bir şey oldu: Sürekli eksik olanı konuşmak yerine, sahip olduklarının kıymetini bilmeyi tercih ediyorlar.

Belki de beni en çok etkileyen şey buydu.

Senegal bana yalnızca farklı bir kültürü öğretmedi. Aynı zamanda insanların birbirlerini anlamaya çalıştıklarında kültürel farklılıkların her zaman bir engel olmadığını da gösterdi.

Bugün Senegal'e gittiğimde kendimi yalnızca eşimin ülkesini ziyaret eden biri gibi hissetmiyorum. Beni kendi ailelerinden biri gibi gören insanların yanına gidiyormuş gibi hissediyorum.

Belki de bu yüzden bana "Yaye Fall" denmesi beni mutlu ediyor.

Çünkü bu söz, farklı bir ülkede kabul görmenin, saygı görmenin ve aidiyet hissetmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor.

Senegal bana ikinci bir ev kazandırdı.

Ve bazen insan, hiç beklemediği bir yerde kendinden bir parça bulabiliyor.

 

 


Bu yazının genişletilmiş versiyonu, DESOT'S Magazine'in yakında yayımlanacak Yavaş Yanan Şehirler özel sayısının Mekân & Zarafet bölümünde yer alacaktır.